27 Ağustos 2013 Salı

Franz Kafka! Anlatılamayanı Anlatan Adam




Bir kız sevmiştim  o da beni sevmişti ama ondan ayrılmak zorundaydım.

Neden?

Bilmiyorum. Etrafına silahlı adamlar toplanmış gibiydi, sanki ellerindeki kargıları bana doğru uzatmışlardı. Yanına yaklaşmaya niyetlendiğim anda kargıların uçlarına çarpıyor, her yanımı yaralıyor, hemen geri çekilmek zorunda kalıyordum. Neler çektim neler. Kızın bunda suçu yok muydu?
Sanmam, hatta olmadığına eminim. Yukarıda yaptığım benzetmede eksik bir yer var, onu tamamlayayım; Benim etrafıma da silahlı adamlar toplanmıştı ama kargılarını içe, yani bana doğru çevirerek tutuyorlardı. Kıza yaklaşmaya çalıştığım anda kendi adamlarımın kargıları bana engel oluyor, kargıları aşıp geçemiyordum bir türlü. Belki kızın etrafındaki adamlara dek ilerleyememiş bile olabilirim. Oraya dek ilerlesem de, bunu ancak kendi etrafımdaki adamların kargılarından dolayı kan içinde kalarak ve aklım başımdan giderek yapabilmişimdir.

Pekiyi, kız tek başına  mı kaldı?

Hayır, hemen bir başkası yanaştı kıza, üstelik pek kolayca, hiç zorlanmadan. Ben verdiğim uğraştan dolayı yorgundum, olup bitenlere çaresiz seyirci kaldım, neredeyse sadece havadan ibarettim ve bu hava içinde onların yavaşça yaklaşan yüzlerinin ilk öpücükle birleştiğini görebildim.


Franz Kafka - Kovalı Süvari

25 Ağustos 2013 Pazar

Karamsar mı? Gerçekçi mi? Arthur Schopenhauer ve Kirpileri

   
   
                               
   Soğuk bir kış sabahı çok sayıda kirpi donmamak için hep birlikte ısınmak üzere bir araya toplanır. Ama kısa süre sonra oklarının birbirleri üzerindeki etkilerini görüp yeniden ayrılırlar. Isınma gereksinimi onları bir kez daha bir araya getirdiğinde okları yine kendilerine engel olur ve iyi kötü arasında gidip gelirler, ta ki birbirlerine katlanabilecekleri uygun mesafeyi bulana kadar. Bunun gibi insanların hayatlarının boşluğundan ve tekdüzeliğinden kaynaklanan toplum gereksinimi onları bir araya getirir, ama nahoş ve tiksinti verici özellikleri onları bir kez daha birbirinden ayırır.  Fakat iç ısısı yeterince fazla olanlar sıkıntı ve kızgınlık yaratmamak veya hissetmemek için toplumdan kaçacaktır.
Arthur Schopenhauer

Arthur Schopenhauer: Birileri büyük aşklar nefretle başlar mı demişti?



  Yani iki kişi arasında mizaç, kişilik, düşünme tarzı ve zihni yeterlilik bakımından uygunluğun bulunmadığı, bilakis bunlardan ötürü birbirlerine karşı bir tiksintinin, hatta düşmanlığın bahis konusu olduğu durumda, bir aşkın doğması da pekala mümkündür. Böyle bir aşk, onları her şeye karşı körleştirir ve eğer bir evlilikle neticelenirse bu ziyadesiyle mutsuz bir evlilik olur.

Aşkın Metafiziği - Arthur Schopenhauer

Eduardo GALEANO :Teknolojik Devrimin Kısa Hikayesi




Büyüyün ve çoğalın dedik, makineler de büyüyüp çoğaldılar.
Bizim için çalışacaklarına söz vermiştiler.
Şimdi biz onlar için çalışıyoruz.
Gıda miktarını arttırsınlar diye icat ettiğimiz makineler açlığı çoğaltıyorlar.
Kendimizi savunmak için icat ettiğimiz makineler bizi öldürüyorlar.
Hareket etmek için icat ettiğimiz otomobiller bizi hareketsiz hale getiriyorlar.
Buluşmak için icat ettiğimiz şehirler bizi yalnızlaştırıyorlar.
İletişim kurmak için icat ettiğimiz önde büyük iletişim araçları,
ne bizi dinliyor ne de bizi görüyorlar.
Biz makinelerimizin makineleriyiz.
Onlar masum olduklarını iddia ediyorlar.
 Ve bunda haklılar.


Eduardo Galeano -Aynalar

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Necip Fazıl Kısakürek, Anwari Soheili ve Hiçlik

   
      Bize 10 dakika sonra öleceğimizi söyleseler ne yaparız? Dünya ile en küçük alâkamız kalabilir mi? Susuzluktan dilimiz kurumuş olsa böyle bir ihtiyacı düşünebilir miyiz? Dünya o anda bütün nimetleriyle başımıza yağsa dönüp bakabilir miyiz?
 Peki; 10 dakika yerine 10 veya 100 yıl olmuş, farkı ne? Hiç’in milyon veya milyara darbı, hiç’i büyütmeye çalışmaktan başka neye yarar?
Necip Fazıl Kısakürek - Mümin -Kafir
Bir dünya malı elinden gittiyse,
Üzülme buna, hiçtir o;
Ve bir dünya malı geçtiyse eline,
Sevinme buna, hiçtir o.
Önünden geçer acılar ve zevkler
 Geç dünyanın önünden, hiçtir o.


Anwari Soheili


Dostoyevski'den Evlilik tavsiyesi alır mıydınız?




     Birde şu var, karı koca arasında geçenleri, nasıl seviştiklerini kimse bilmemeli, hiç kimse! Geçinemedikleri zaman öz annelerini bile karıştırmamalılar aralarına. Kimseden hakemlik etmesini istememeliler. Her sorunu kendilerini hakem kabul ederek çözümlemelidirler. Aşkın kutsal bir giz olduğu bilinmelidir. Eşler arasında geçenler tüm yabancı gözlerden saklanmalıdır. Bu onun kutsallığını ve gizemini bir kat daha artırır. Zevkini de çoğaltır. Birbirlerini daha çok sayarlar. Saygı ise evlilikte birçok şeyin temelidir.

Dostoyevski - Yeraltından Notlar

Büyüklüğü Ressamlığında Değil Kendisinde: Vincent Van Gogh

 
 
 
Yaşam cici çocuk masallarındaki ya da orta halli papazların bildik vaazlarındaki kadar basit ve karmaşıklıktan uzak olsaydı, başarıya ulaşmak pek kolay olurdu. Oysa gerçeklik bambaşka, her şey sonsuz derecede karmaşık ve doğa da siyah ile beyaz nasıl kesinlikle birbirinden ayrı değilse, yaşamda da doğru ile yanlış kolayca seçilebilecek gibi uzak değil birbirinden. Kapkara siyahın içine düşmemeli insan, bilinçli kötülük demek çünkü bu..Aynı şekilde, yeni badanalanmış bir duvarın bembeyazından da kaçınmak gerek, çünkü bu da iki yüzlülük ve sonsuz kendini beğenmişlik demek. Aklın yolunu, özellikle de vicdan yolunu - aklın en yüksek, en yüce aşaması olan vicdanın yolunu - cesaretle izlemeye çalışan, dürüst olmak için elinden geleni yapan kişi, sanırım hiçbir zaman yolunu toptan şaşıramaz - bir sürü yanılgıya düşecek, engellerle karşılaşacak, kusursuzluğa erişemeyecek olsa da...
Tanrı Tanrı her şeyden yücedir denizleri o yaratmıştır, yeryüzünü ve gökyüzünü, yıldızları ve güneşi ve aydedeyi o yaratmıştır.O her şeyi yapabilir her şeyi, her şeyi Hayır. Her şeye kadir değildir, yapamayacağı bir şey var. Her şeye kadir olanın yapamayacağı şey ne?
Her şeye kadir olan Tanrı bir günahkarı terkedemez..

Seçkinliğe pek meraklı olan kimi kişiler, gerçekten seçkin olanı her zaman ayırdedebilirler mi dersin? Hey tanrım, çoğu kez göklerde ya da yerin dibinde ararlar da, yanı başlarında olanı görmezler; ben bile ara sıra yapmışımdır bu yanlışı.
İçimizden geçen düşünceler dışardan görünüyor mu ki? İnsanın ruhunda koca bir ateş yanıyor olabilir, ama hiçbir zaman kendi kendisini ısıtamaz onunla; gelip geçenlerse yalnızca bacadan çıkan cılız dumanı görürler ve yollarına devam ederler. Şimdi bak, yapılması gereken şu: İçindeki o ateşi körüklemeli kişi, kendi kendine yeterli olmalı, büyük bir sabırsızlıkla, ama yine de sabırla birinin gelip o ateşin yanına oturacağı -belki de hep orada kalmak üzere- saati beklemeli. Tanrı'ya inanan kişi, önünde sonunda, ergeç gelecek olan o saati beklemesini bilmeli.
Gerçekten sevilmeye değer şeyleri sadakatle sevmeyi sürdürebilirse kişi, sevgisini anlamsız, değersiz, önemsiz şeylere ziyan etmezse, zamanla daha çok ışığa kavuşacak, güçlenecektir.
Herhangi bir kadın, hangi yaşta olursa olsun, sevdiği ve iyi yürekli olduğu takdirde, erkeğe bir anın sonsuzluğunu değil ama, sonsuzluktan bir an verebilir.
 

 Vincent Van Gogh - Theo'ya Mektuplar