26 Şubat 2014 Çarşamba
'Aşk'ın Doğasına Dair!
Bana gelip, "Seni seviyorum" demesini isterdim. Ama bu gerçekleşmeyecek kadar çılgınca bir hayalse... Eğer öyleyse başka ne bekleyebilirdim ki? Ne istediğimi nasıl bilebilirdim? Çaresiz ve umutsuzdum; bildiğim tek şey vardı: Ömrüm boyunca onun yanı başında olmak, saçtığı ışıkla aydınlanmak istiyordum. Başka bir şey bildiğim yoktu.Onu bırakıp da nasıl giderdim?
F.M.Dostoyevski
Kumarbaz
syf-111
Sis Yayıncılık
Din yardım eder,teori acımasızlığı öğretir!
Diyelim ki radikal bir Müslüman kaldırımda yatan alkol komasında bir adamı hastaneye götürmeyebilir.Çünkü radikal bir Müslüman'ın bütün derdi meyhaneleri kapatmaktır.Yerde yatan adamın günah işlemekle bu sona vardığı fikrindedir.O yüzden teori acımasızlığı öğretir ama din yardım eder,diyoruz.O Müslüman eğer teoriye değil de, dine itibar etseydi orada yatan bir sarhoş değil, ölmekte olan bir adam görürdü.
İsmet Özel
Kalın Türk
syf-36-37
Şule Yayınları
16 Şubat 2014 Pazar
Bir doğru yarat ve Kendin ol!
Yıllar boyunca herkesin ahlakına göre yaşamayı istedim. Kendimi herkes gibi yaşamaya, herkese benzemeye zorladım. Kendimi ayrı düşmüş hissettiğim zaman bile, bütünleşmek için öyle davranmak gerektiğini söyledim. Ama bütün bunların sonunda felaket geldi. Şimdi kalıntılar arasında dolaşıyorum., kuralsızım, tereddütler içindeyim, yalnızım ve bunu kabullenerek, tek oluşuma ve kusurlarıma boyun eğdim. Tüm yaşamımı bir nevi yalan içinde yaşadıktan sonra - bir doğru yaratmak zorundayım.
Albert Camus
Defterler 3
Syf.-262
İthaki Yayınları
Beni Bırak!
Senin yanında yapacak hiçbir şeyim yok.Seni yeterince sevmedim ve sana son açıklamalarımı yapabilmem için sen de beni yeterince sevmedin. Tek başına üstesinden gelmem ve yalnız ölmem gerek.Yıllar boyunca benim hatalarımla uğraşmamanı, beni olduğum gibi kabul etmeni bekledim. Sen bunu yapmadın. Ben de hatalarımdan vazgeçmedim, suçlu durumda kaldım ve bugün bu hatalarla yalnız kalarak, kendimi düzeltmek zorundayım. Beni bırak.
Sonra da, sana yaptığım kötülükten ötürü beni affet. Ve eğer yapabilirsen, beni tüm kalbinle affet. En çok buna gereksinim duyuyorum, yıllar boyunca yaşamama engel olan bunun eksikliğiydi. Eğer kalbin bana duyduğun aşkı anımsamazsa, yaşamda bulamadığım esenliği ölümde bulabilirim.
Albert Camus
Defterler 3
syf. - 85
İthaki Yayınları
7 Şubat 2014 Cuma
Belki her şey bir şey içindir!
Tutunabilecek tek ünlem, keşkelerden çıkarabileceğimiz tek ders: "İyi ki." Sen ki ömrü keşkelerle dolu birisin. İyi ki dediğin her şey o keşkelerden ders çıkarmak olmasaydı, şükür bu kadarını başarabilmeseydin, geri dönmeyi bu kadar kuvvetle ister miydin?
İsteme! Belki her şey bir şey içindir. Bunca yaşanmışlık bir tek yaşamak içindir. Bunu, yaşamamış olanlar bilmez.
Yaşadıklarının altında ezilmeyenler, sonra o ezilmişliği açık kalplilikle itiraf etmeyenler. Bir duvarın üzerinde gölge üstüne gölge büyütmeyenler.
Ne çizdi ne boyadıysa, ne sildi ne yazdıysa yine de içte tam boşalmayan bir yerin kaldığını ve onun da ne kadar dolsa da dolmayan bir yerde aynı anlama geldiğini fark etmeyenler.
Dünya yorgunluğunu tadıp da "Ne yapalım, bu dünyadan nasibimiz demek ki bu kadarmış," diyemeyenler. Elması elmas keser, taşı yine taş parlatır, bilmeyenler.
Nazan Bekiroğlu
Mimoza Sürgünü
Syf-30
Timaş Yayınları
31 Ocak 2014 Cuma
Doğulu mu? Batılı mı? Bir kararımız var mı? Hangisiyiz?
"Burada hiçbir şey değişmez. Üsttekiler paldır küldür aşağıya indirilirler. İndirenler üste çıkarlar, yine hürriyet-adalet-müsavat adı altında acele acele emirler yağdırarak ceplerini doldururlar.Değişen sadece miting alanındaki resimlerdir. Lakin ne acıdır ki halk hiçbir şeyin değişmediğini bilmez, değişen portrelere bakarak alkışlar, devirlerin değiştiğini zanneder."
"Realiteyle temasımızda fantazilerimizin, hülyalarımızın tesirinden bir türlü kurtulamıyoruz. Bu da, ferdiyete azçok kavuşmuş kişiler için geçerli. Ahali realiteyi hurafeyle, vehimlerle kaynaştırarak kaybeder. Kendi kendimizin bir akıl polisi olmadığı içindir ki en Batılımız bile yeri geldiğinde hurafeye sığınıyor. Batı, Yunanistan'ın ilkçağda elde ettiğini Şark'tan kaptı ama, bir daha Şark'a geri vermedi."
"Biz sadece taklit ederiz. Hürriyet, hukuk, ilim bizde Batı'dan taklitlerdir, iki asırdan beri. Bunlar iki asırdan beri mânâları küflenmiş kelimelerdir. Halk bunlardan hiçbir şey anlamaz. Şark'ın münevveri hiçbir endişe duymayarak Marx'ı Engel'si yahut Voltaire'i Montaigne'i okuduğunu söyler, yani yalan söyler. Gözünüzün içine baka baka, hiç okumadıkları Goethe'nin 'divan'ından ezbere yalan şiirler okurlar ve Goethe'nin son günlerinde gizli din taşıdığını ileri sürerler.Şahit benim!"
"Niçin Batılılaşmak istiyorduk? Kimi diyordu ki, Batı'nın sadece tekniğini alalım, bu teknik de silah filan. Daha Batılı! Daha Batılı! diyen ve olmak isteyenler ise bize ait her şeyi toptan reddetmeyi, inkâr etmeyi marifet sayarak birer halk düşmanı kesildiklerinin ayırtında bile değiller. Bunlara kaç defa Ibsen okudunuz mu diye sordum. Okumamışlar. Ferdiyetin kazanılmasını kolay zannetmişlerdi."
"Asya'yla Avrupa arasındaki uçurumu aklımızın ucundan bile geçirmediğimiz için bu sabah Avrupalı yarın sabah Asyalı olacağımızı zannettik. Bizim klasiklerimiz yok diyor, bizim bir bokumuz yok demeye getiriyor, böylece en Batılı oluyor. Halbuki en büyük işkence Şark nedir Garp nedir bilmemektir. İki âlemin ortasında yaşıyorsun ve ikisi arasına sıkışmışsın, haberin yok!"
"Bunlar Şark!Şark! diyorlar, niçin? Öyle dersen daha 'aidiyetli' oluyormuşsun, ne demekse. Biraz da Garp dediğinde şiddetle itiraz ediyorlar, dinden imandan çıkartırmış, her gün Avrupa yakasından Asya yakasına, Asya yakasından Avrupa yakasına geçerken. Hele rüya esrar mâzi içinde yaşar Şark'ta zaman idraki yoktur filan dersen kıyameti koparacaklar. Hele hele bu çağda Şark kaybediş içindedir filan demeye gör!"
Vs. Vs.
Hepsinin ivedilikle yok edilmesi gerekiyor.
Asabi ihtilâçlar içindeyim.
Selim İleri
Mel'un Bir Us Yarılması
Syf-437-438-439
Everest Yayınları
26 Ocak 2014 Pazar
Aşk mı, sevgi mi?
'Karara varmak' - 'karar', nedir : "Tamam / işte bu / bunu yapacağım / yapmak istiyorum / sonuna kadar / ne olursa olsun / sonuna götüreceğim / tam, istiyorum / bu, işte..." gibi bir şey.
'Sevmek' ile 'karar vermek' - "sevmeğe karar vermek' - sana garip, hatta itici geliyordu, biliyorum; ama, 'sevgi' yi, 'içine düşülen', kişinin elinde olmayan bir şey olan 'sevi'den ayırmanın başka yolu yok -
'Aşk', çünkü, önemsiz; giderek, değersiz bir şeydir: kişinin 'başına', nedensizce; hatta, nesnesizce 'gelir': neden şu kişiye aşık olmuşsundur; kimdir, âşık olduğun - belirsizdir - çünkü, yalnızca bir 'etkilenim', bir 'tutku'dur - işte : bir tutulmuşluktur...
Sevgi ise dünyanın en önemli; giderek de (enderliğinden mi acaba - herhalde...) en değerli şeyidir - çünkü, kişinin bilinçle ve tam da belirli bir kişiye yönelik, bulunabileceği en yoğun ve en yalın - anlamlı; amaçlı - eylemidir.
Düşün: Sevgi, eylemdir.
Oruç Aruoba
İle
Syf.-59
Metis Yayınları
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






