21 Kasım 2013 Perşembe

Bazen düşünceler sözcüklere dönüşemedikleri için acıtırlar!

...Bu işkencenin ötesinde, her güçsüzlük, onun çocuksu, budala yüzünü aşka teslim ediyor, oysa pek buyurgan olmayan bir yürek bile bu zoraki ve şaşkın saçmalığa kafa tutardı. Evet, söylenmesi gereken şuydu: "Seni seviyorum - ama ben hiçbir şey değilim, ya da pek az bir şeyim, ve tüm aşkına rağmen beni gerçekten kabullenemezsin. Sen, ruhunun derinlerinde, benliğinin kökeninde, çok şey istiyorsun, ama ne her şeyim var, ne de ben her şeyim. Aşka layık olmayan bir yaradılışım olduğu için, şansım arzumdan daha az olduğu için ve ulaşabileceğimden daha fazla sevdiğim için beni affet. Beni affet ve artık beni aşağılama. Artık benim için aşk hissetmediğin zaman, adil olacaksın. İşte o an, benim cehennemimi hissedeceksin, işte o zaman beni; bana asla yetmeyecek olan, ama aşkı bir kez daha kabul etmek için acı içinde yaşama katacağım, bizi aşan bir aşkla seveceksin." Söylenmesi gereken buydu, evet, ama zorluk başlıyordu. Kadın orada değildi, günler avaz avaza ilerliyordu, her gece bir yara açıyordu.



Albert Camus 

Defterler 2
Syf- 280
İthaki Yayınları

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder